Memede Kitle
Kadınların büyük bir çoğunluğu, hayatlarının bir döneminde memelerinde bir sertlik fark ediyorlar. Böyle bir durumda akla ilk olarak kanser geliyor. Bu kitlelerin büyük bir kısmı iyi huylu tümörler. Bununla birlikte araştırılmaları gerekiyor.
Elinize gelen kitle 2 farklı yapıdan biri olabilir. Kitle, içi sıvı dolu bir kese olabilir. Buna kist diyoruz. Kistler genellikle adet zamanları daha da büyür ve ağrılıdırlar. Özellikle menopoz öncesi 40 lı yaşlarda daha sık görülür. Diğer bir olasılık da, içi farklı bir doku ile dolu bir kitle olabilir; buna da solid kitle diyoruz. Bu iki farklı yapıyı ayırmanın en iyi yolu kitlenin ultrason ile incelenmesidir.

Memede kist
Kistler genellikle memenin iyi huylu tümörleridir. Boyutları birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişiyor. 25 yaş altındaki kadınlarda nadir, menopoza yaklaşmış kadınlarda daha sık görülüyor.

Kistlerin içi iğne ile boşaltılarak içindeki sıvı incelenebilir. Eğer kanlı bir sıvı içeriyorsa, kistin ameliyatla çıkartılıp incelenmesi öneriliyor. Eğer menopoz sonrası hormon tedavisi gören bir kadında kist ortaya çıkmışsa, içerdiği sıvı kanlı olsun veya olmasın patolojiye gönderilerek incelenmesi öneriliyor.

Eğer bir kist iğne ile boşaltıldıktan sonra 4-6 hafta içinde tekrar ediyorsa, ameliyatla çıkartılması önerilebilir. Ayrıca kistin bir kısmı, solid dediğimiz meme dokusundan farklı bir yapı içeriyorsa, yine kistin ameliyatla çıkartılması öneriliyor.

Solid (katı) kitle
Memede sıvı içermeyen, içi farklı hücrelerle dolu olan kitlelere solid kitle diyoruz. Solid kelimesi katı anlamına geliyor. Solid kitlelerin kanser olma olasılıkları kistlere göre daha yüksek. Genç bir kadının memesinde saptanan solid bir kitlenin kanser olma olasılığı yüksek değil: Yaş ilerledikçe kanser olasılığı artıyor. 40 yaş üzerindeki bir kadının memesinde saptanan solid bir kitle, aksi ispat edilene kadar kanser şüphesi taşır bu nedenle mutlaka araştırılması gereklidir.

Memede saptanan kitle, mamografi ve ultrasonla değerlendirilerek kanser olma olasılığı araştırılır. Bu yöntemlerle kesin teşhis koymak mümkün değil. Ancak kitleden alınan parçanın patolojide incelenmesiyle kesin tanı konabiliyor.

Meme Derisinde Kalınlaşma, Şişme, Renk Değişikliği
Bazen memede kitle olmadan, doğrudan meme derisinde bazı değişikliklerle kanser başlayabiliyor. Meme derinin bir bölgesinde kızarıklık, kalınlaşma, portakal kabuğu gibi yer yer çekintilerin ortaya çıkması, kanserin ilk bulgusu olabiliyor. Meme derisinde böyle değişiklikler fark ediyorsanız, hekiminize danışmanızı öneriyoruz.

Meme Başında Kalınlaşma, Kızarıklık Veya Yara Olması
Meme başındaki değişiklikler de kanser açısından önemli olabiliyor. Özellikle meme başı çevresinde ortaya çıkan kızarıklık, yara gibi değişiklikler memede bir kitle olmasa bile kanser bulgusu olabiliyor.

Memede Veya Meme Başında İçeri Doğru Çekinti Olması
Bazı kadınlarda çocukluktan itibaren her iki meme başı da içe çekik olabiliyor. Bu, herhangi bir hastalık anlamına gelmiyor. Böyle durumlarda bebek emzirmek çoğu kez mümkün olmuyor. Bu gibi yapısal bozukluklar kozmetik amaçlı olarak, yani sadece görünüm açısından ameliyatla düzeltilebiliyor. Kanser açısından önemli olan, tek memenin başının son zamanlarda içeri çekilmesi. Böyle bir durumda mutlaka hekiminize başvurmanız gerekiyor.

Meme Başlarının Pozisyonlarında Değişiklik
Meme başlarının pozisyonlarında da değişiklik olabiliyor. Meme başı bir tarafa doğru çekilebiliyor. Bu da bir kanserin belirtisi olabiliyor.

Memenin Şeklinde Değişiklik
Genellikle her iki meme simetrik değildir ve bir meme diğerinden daha büyük olabilir. Bu normal bir yapıdır. Bazen memelerin genel yuvarlaklığında veya şeklinde de değişiklik olabilir. Kanser açısından önemli olan, sonradan gelişen simetri değişikliğidir.

Meme Başında Ortaya Çıkan Akıntı
Her kadının meme başından çeşitli zamanlarda akıntı gelebilir. Özellikle meme başı sıkıldığı zaman sarı–yeşil arası renkte, boza kıvamında olan akıntı normal kabul ediliyor. Gebe olmayan kadınlarda meme başından süt gelmesi de kanser bulgusu değildir; bu durum vücudun hormonal değişikliği ile ilgili olabilir. Kanser açısından önemli olan, akıntının meme başını sıkmadan kendiliğinden gelmesidir. Bu durum, sütyenin veya çamaşırın ıslanması şeklinde fark edilir. Özellikle akıntının koyu kahverengi, siyah veya kan rengi olması önemli. Bir de su kıvamında berrak akıntı önem taşıyor. Böyle bir durumda, meme başından gelen akıntıdan örnek alınarak laboratuarda incelenmesi gerekiyor.

Koltuk Altında Ele Gelen Bir Kitle
Koltuk altında ele gelen bir kitle, birçok nedene bağlı olan bir lenf bezi büyümesi olabilir; fakat bazen meme kanserinin ilk bulgusu da olabilir. Bu nedenle eğer elinizde ve kolunuzda son zamanlarda bir infeksiyon geçirmediyseniz, bu kitlenin incelenmesi gerekiyor.

gulizarfelek tarafından tarihinde gönderildi | Yorum bırakın

Bir süre sonra kanser hücreleri kanal dışına çıkıyorlar; bu safha invaziv (infiltratif) safha, yani kanserin memeyi istila safhası.

Meme kanserleri içinde en sık invaziv duktal karsinomayı görüyoruz. Yani sütü, süt bezinden meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücrelerden kaynaklanan ve kanal dışına çıkmış kanser.

İnvaziv Lobuler Karsinoma
Memede ikinci sıklıkta İnvaziv lobuler karsinoma’ yı görüyoruz. Bu da süt bezlerinden kaynaklanmış ve bez dışına çıkmış anlamına geliyor.

Diğer Meme Kanseri Tipleri
Medullar karsinoma ve Müsinöz karsinoma da diğer meme kanseri tipleri. Bunlar invaziv duktal karsinoma ve invaziv lobular karsinomadan daha iyi seyrediyorlar.

Tübüler karsinoma meme kanserleri arasında en iyi seyredeni. Meme kanserlerinin % 2 sini oluşturuyorlar.

Enflamatuar meme kanseri, meme derisinde kızarıklık, ısı artışı ve kalınlaşma gibi bulgularla kendisini gösteriyor. Burada bir enfeksiyon söz konusu değil. Sıcak ve kızarık görüntü, kanser hücrelerinin meme derisi lenf kanallarına yayılmasıyla ortaya çıkıyor. İlk çıktığı andan itibaren ileri safha (Evre IIIB) kabul ediliyor. Enflamatuar meme kanseri terimi, kanserin hücresel kaynağı veya yapısını değil, klinik görünümüne göre yapılan bir evrelemeyi işaret etmektedir ve yukarıda bahsedilen gruplandırmanın dışında kalmaktadır.

KANSERIN LENF BEZLERINE ATLAMASI
Organizmayı oluşturan hücreler, sıvı bir ortam içinde bulunuyor. İnsan vücudunun % 45 ini, hücrelerin içinde bulunduğu bu sıvı ortamlar oluşturuyor. Bu ortamlar kan damarları dışına sızan sıvı ile devamlı olarak besleniyorlar. Bu sıvının içinde, hücreler için gerekli olan besin maddeleri ve oksijen bulunuyor. Hücre ihtiyacı olan maddeleri buradan alıyor ve bunları kullandıktan sonra atık madde olarak tekrar bu ortama veriyor. Buradaki sıvı devamlı olarak lenf damarları ile kan dolaşımına taşınıyor ve belirli bölgelerde yerleşen lenf düğümü adı verilen noktalarda süzülüyor.

Süt kanalı dışına çıkan kanser hücreleri bu sıvı ortam içinde dolaşıyor. Hücreler içinde bulundukları lenf sıvısı ile birlikte lenf damarlarının içinde yol alıyorlar. Meme dokusundan gelen lenf sıvısı, ilk önce koltuk altındaki lenf düğümlerinde süzülüyor ve kanser hücreleri burada tutuluyor. Tutulan kanser hücreleri lenf düğümü içinde yerleşerek çoğalmaya devam ediyorlar. Daha sonra buradan diğer organlara yayılıyorlar.

Bazen hücreler doğrudan kan dolaşımı içine de girebiliyorlar ve kan yolu ile uzak organlara gidiyorlar. Tümör hücrelerinin bu şekilde diğer organlara sıçramasına metastaz diyoruz. Meme kanseri hücreleri daha çok akciğer, kemik, beyin ve karaciğer gibi organlara gidiyor ve orada çoğalıyorlar.

MEME KANSERI TARAMASI
Günümüzde meme kanseri oluşmasını önleyen bir yöntem yok. Buna karşılık erken teşhis ile hastalığın zararını en aza indirmek mümkün. Tüm teknolojik gelişmelere, çağdaş yöntemlere rağmen erken teşhis, meme kanserine karşı mücadelemizde en önemli silahımız.
Meme kanseri görülme sıklığı her yıl artıyor. Hastalığın bu artışı karşısında gelişmiş toplumlar, 1980 ‘li yıllar başlarında hastalıkla mücadelenin tek yolunun erken teşhis olduğuna karar verdiler. Bu noktadan yola çıkarak, toplu meme sağlığı taramalarına başladılar. Mamografi, meme kanseri taramalarında kullanılan en yaygın yöntem.
Toplum öncelikle hastalık konusunda bilgilendiriliyor ve bilinçlendiriliyor. Daha sonra belirli yaş gruplarındaki kadınlar, her yıl veya iki yılda bir defa mamografi çektirmeleri için davet ediliyor. Bu hizmet devlet tarafından ücretsiz olarak veya çeşitli kuruluşlar tarafından çok düşük bir ücret karşılığı veriliyor.

Kadınların kendi kendilerini muayene etme yöntemlerini öğrenmeleri, en ucuz ve kolay yöntem; bir uzman tarafından muayene edilmeleri de diğer tarama yöntemi. Bu yöntemlerin en etkilisi ise, üçünün birlikte yapılması; yani her kadının kendisini her ay muayene etmesi, 40 yaşından sonra yılda bir defa bir uzman hekim tarafından muayene edilmesi ve her yıl mamografi çektirmesi.
En sık karşılaştığımız sorulardan birisi, “MR(magnetik rezonans) ile daha iyi sonuç alınmaz mı?” şeklinde. MR, meme kanseri tanısında kullanılan bir yöntem; bazen tanı için mutlaka gerekli olduğu durumlar da söz konusu. Fakat tarama programlarında maliyet çok önemli bir kriter. Bazı durumlarda da mamografi kadar yeterli olmayabiliyor.

gulizarfelek tarafından tarihinde gönderildi | Yorum bırakın